Blog
Son dönemde “Yapay zekâ bir balon mu?” sorusu sık sık gündeme geliyor. Ben bu soruya net bir şekilde hayır diyen taraftayım. Çünkü bugünkü yapay zekâ dalgasını, 2000’lerin başındaki internet balonuyla birebir kıyaslamak doğru değil.
Dot-com çöküşünü hatırlayanlar bilir: O dönemin en büyük problemi, internet şirketlerinin sağlam bir gelir modeline sahip olmamasıydı. Oysa bugün yapay zekâ alanında net ve güçlü gelir modelleri var:
Model satışı
API gelirleri
Donanım satışı
Kurumsal entegrasyon hizmetleri
Yapay zekâ destekli SaaS çözümleri
Verimlilik artırıcı çözümler
Yani bu kez ortada sadece “umut ve hype” yok; gerçek iş modelleri var.
Elektrik tüketimi, altyapı masrafları, GPU maliyetleri… Yapay zekânın operasyonel yükü internetten çok daha büyük.
İnternet devasa bir teknolojiydi; yapay zekâ ise bundan bile büyük bir dönüşüm gücü taşıyor.
2008’e kadar parasal genişleme başlamamıştı. Dolayısıyla 2000’deki balon da aslında ekonomik koşulların sonucu olarak patladı. Bugün benzer şekilde, Fed Başkanı Jerome Powell yönetimindeki ABD ekonomisi sıkı para politikasında. Ama 2026’da bir gevşemeye gidilebileceği konuşuluyor.
Tüm bunları üst üste koyduğumuzda, evet, yapay zekâ fiyatlaması nesnel olarak bakıldığında bir balon hissi verebilir. Fakat bu balonun patlayıp patlamayacağını yine Fed belirleyecek.
Ben 2000’de yeterince büyük olsaydım, internet devlerine yatırım yapardım. Çünkü balon değil, bir devrimin başlangıcı olduğunu görürdüm.
Zaman beni haklı çıkardı: İnternet balon değildi. Sadece dönemin para politikası o agresif büyümeyi taşıyamadı.
Bugün de benzer bir yerdeyiz. Tekrarlayalım:
Fed’in iki ana hedefinden biri işsizliği önlemek. Ama artık büyük bir paradigma değişiminin içindeyiz. Yapay zekâ işsizliği mutlaka artıracak veya işlerin şeklini değiştirecek.
Bu yüzden Fed’in, her şeyi yavaşlatıp ekonomiyi duvara toslatarak yeni bir kriz yaratmaması kritik.
Umarım bu kez ders alınmıştır.
tags: